BEZİRHANE KÖYÜ.........KÖYÜMÜZ ADINA ARADIĞINIZ HER ŞEY BURDA!!!... ..HOŞ GELDİNİZZZZ...!!!.....


Mahmatlı Köyü, Gölbaşı


5/8/2008 • Kategori: Mahmatli Koyu


Mahmatlı
, Ankara ilinin Gölbaşı ilçesine bağlı bir köydür.

Mahmatlı Tarihçesi

Mahmatlı tarihi bir addır. Kökeni belli insanların kurdukları yerlere verdikleri addır. Yukarıda da değişik kaynaklardan örnekler vererek anlattığımız gibi, mahmatlı Oymağı Oğuzhan’ın oğullarından Yıldız (Yulduz) Han’ın küçük oğlu Kızık bey’in soyundan gelmektedirler. Yıldız Han’ın diğer oğulları Avşar (Afşar), Beğdili, Karkın’ın soyundan gelenlerle amca çocuğudurlar. Yine bu boyların alt kuşaklarından biri olan ve çok bilinen Bozulus Türkmenleri ile de yakın akrabadırlar.

MAHMATLI, MİHMADLU, MEHMEDLU, MAHMUDLU CEMAATLERİNİN KÖKENİ

Başlıkta saydığımız adların hepsi de aynı anlamdadır. Sadece kayıtlara geçiş veya söyleniş biçimindeki farklılıklar nedeniyle böyle anılmışlardır. Biz bundan sonra sadece bugünkü anılış biçimi olan Mahmatlı adını kullanacağız. Bu isimlerin dışında ayrıca Cumhuriyetten sonra Mehmetli, Mahmutlu gibi kişi adına izafeten konulmuş köy isimleri vardır ki, onlar bizim konumuz dışındadır. Mahmatlı cemaatlerinin tamamı, Oğuzhan’ın oğlu Yıldız han’ın dört oğlundan biri olan Kızık beyin soyundan gelmelerdir. Kızık beyin diğer oğulları olan Avşar, Beğdili ve Karkın beylerin soyundan gelenlerle, bu soyun alt boyundan olan Bozulus Türkmenleri olarak bilinen Türkmen boyu ile de yakın akrabadırlar. Amca çocuklarıdırlar.

“Kızık boyu Oğuzların 24 boyundan biridir. Bozokların Yıldız Han oğulları koluna bağlıdır.16.yy da Anadolu’da 28 yerleşim biriminin adı Kızık olarak geçmektedir. Bu adlar 20.yy sonlarında Yirmi bire düşmüştür. Öteki Oğuz boyları gibi Kızık Boyu da konar göçer Türkmenlerdendir. On birinci yy. başlarında Selçukluların yönetiminde, 13 yy. başlarında Moğol istilası önünde Anadolu’ya geldikleri ve zaman içinde çeşitli yörelere yerleşerek Ana dolunun Türkleşmesinde önemli rol oynadıkları bilinmektedir. Kızık’ların yaygın olarak bulunduğu yerler Ankara ve Antep yöreleridir.”

Oğuz Hanın torunları, Yıldız Hanın çocukları: “Türklerin, bazı hayvanları ve yırtıcı kuşları kutsal sayarak, onları kendilerine sembol edinmeleri bir inanıştı. Oğuzlarda ise her dört boyun ortak bir yırtıcı kuş (doğan kuşunun türleri) sembolü vardı. Bunlara Ongun denirdi. Ancak Ongunların Moğol tesiriyle oluştuğunu anlıyoruz. Çünkü Kaşgarlı'da ongunlar yoktur ve ilk kez Reşideddin bunlardan bahseder. Avşar boyunun ongunu da (Bey-dili, Kızık, Karkın ile birlikte) Reşidüddin ve Yazıcıoğlu'na göre tavşancıl kuşu (kartala benzeyen fakat daha küçük ve kahve renkli bir kuş) , Ebulgazi Bahadır Han'a göre ise çure-laçin kuşu-dur. Oğuz boylarının hepsinin aynı zamanda kendilerine has bir damga-ları vardır. Bu damgalar hayvanlara vurulmakta, halı ve kilim motifi olarak kullanılmakta, aşı boyası ile evlerin duvarlarına resmedilmekte, nazar değmemesi ve uğur getirmesi için bazı giyim eşyalarına konulmakta, hatta mezar taşlarına, abidelere, yapılara ve kayalara kazılmakta, devletlerin bastırdığı paralarda Boy'un belirtisi olarak kullanılmaktadır. Bu damgalar sayesinde yapıların, eserlerin hangi boy tarafından inşa edildiğini, kimi beylik ve devletlerin hangi boy tarafından kurulduğunu ve kimi ünlü ailelerin hangi boya mensup olduğunu anlıyoruz ki tarih açısından çok büyük bir öneme sahiptir. Afşar Boyu damgasının ters çevrilmiş şekline benzeyen imler, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde bereket sembolü olarak kullanılmakta, mezar taşlarına da işlenmektedir. Afşarların "kemgöz" için kullandıkları mezarlık imi ise, Altın-Orda payzasına benzemektedir. Eski zamanlarda Oğuz boylarının toylarda yiyeceği koyun etinin kısımları da belli bir kaideye bağlanmıştır. Bu kısımlara sünük (kemik) denir. Ongunlar gibi her dört boyunda müşterek sünüğü vardır. Yıldız Han Oğulları'nın (Afşar, Bey-dili, Karkın, Kızık) sünüğü de sağ umaca yani kalça (sağrı) kemiği kısmıdır.

Ebulgazi Bahadır Han şöyle anlatmaktadır. "Altın çadırın baş köşesinde Kün Han oturdu. Koyunun başını ve arkasını, kuyruk sokumunu ve bağrını önüne koydular. Her kim Hakan olursa payı bu olsun dediler. İç eşiğinde Irkıl Hoca oturdu, göğsünü pay verip vezirlerin payı bu olsun dediler. Sağ kolda birinci çadırda Kün Han'ın büyük oğlu Kayı'yı oturttular, sağ aşıklı iliği pay verdiler, Bayat onu doğradı, Sorkı atlarını tuttu. İkinci çadırda Alka-evli'yi oturttular, sağ kol iliğini pay verdiler, Kara-evli onu doğradı, Lala atlarını tuttu. Üçüncü çadırda Ay Han'ın büyük oğlu Yazır'ı oturttular, sağ yanbaşı pay verdiler, Yıpar onu doğradı, Kumı atlarını tuttu. Dördüncü çadırda Dodurga'yı oturttular, sağ uyluğu pay verdiler, Döğer onu doğradı, Murdaşuy atlarını tuttu. Beşinci çadırda Yulduz Han'ın büyük oğlu Avşar'ı oturttular. Sağ uyluğu pay olarak verdiler. Kızık onu doğradı, Torumçı atlarını tuttu vd..."

Görüldüğü gibi Oğuz töresinde protokol bakımından Avşar önde gelen boylardandır. 24 boy arasında hükümdar çıkarmış 5 boydan birisi olması ve henüz İslam öncesi dönemlerde Oğuz rivayetlerinde Avşarlardan "El" (devlet kurma gücü) olarak bahsedilmesi onların Türk tarihindeki önemini ortaya koymaktadır.”

KIZIK BOYU “Bu boyun adı tarihi kaynaklarda geçmemekle beraber tahrir defterlerinde ve diğer arşiv vesikalarında Kızık'tan bahsedilmektedir. Tahrir defterlerinde Kızıklar'a ait 28 yer adı görülmektedir ki, bunlardan pek çoğu şimdi de mevcuttur. Bu Kızık yer adlarından beşinin Ankara'nın Çubuk ve Ayaş kazalarında görülmesi, bu bölgeye Kızık boyuna mensup oldukça mühim bir zümrenin yerleştiğini gösteriyor.

XVI. yüzyılda Kızıklar'a ait ancak bir oymağa rast gelinebilmiştir ki, bu da Halep Türkmenleri arasında bulunmaktadır. Kanuni devrine ait eski defterlerden Kızık oymağı biri 162, diğeri de 16 vergi evi olan iki kola ayrılmıştır. Oymağın nüfusu zamanla artmış ve 987 tarihinde 667 vergi nüfusuna, yani 468 evli ve 232 bekara yükselmiştir. Nüfusu gittikçe artmakta devam eden bu Kızık oymağının mühim bir kısmı XVII. Yüzyılda Antep bölgesinde yerleşmiş ve yerleşen bu kısım Oturak-Kızık adı ile anılmıştır.

Oturak-Kızıklar Sultan İbrahim (1639-1648) devrinde Antep bölgesindeki Oğurca, Damlaluca, Çay-Kuyu, Sakal, Kara-Dinek, Yalan-kaz, Üç Kilise ve Taşlıca adlı köyler ile Antep şehrinde ve yine Antep'e bağlı diğer bazı köy ve kasabalarda yaşıyorlardı. Bunlardan başka Mihmadlu ve Boz-Atlu obalarının da Kızıklar'a ait olduğunu biliyoruz. Oturak-Kızıklar'ın yerleşmiş olduk-ları yerler XIX. Yüzyılın sonlarına kadar kendi adları ile anılan idari bir yöre halinde kalmıştır. Bugün onların yerleştikleri köylerin birçoğu eski adları ile mevcudiyetini muhafaza etmektedir.

Sultan İbrahim devrinde Kızıklar'ın yerleşik hayata geçmemiş olanları Göçer Kızık adını taşımakta ve 149 vergi nüfusuna sahip bulunmaktadır. Gerek Oturak-Kızıklar'ın, gerek Göçer-Kızıklar'ın (1101 miladi) 1690 yılında Avusturya seferine çağırıldıklarını görüyoruz. Sefere çağırılan Oturak Kızıklar'ın başında Kara Kethüda oğlu Bekir Beğ, Göçer Kızıklar'ın ise, Hacı Zekerriyya oğlu Asaf Beğ ve Kızık Mehmed oğlu gibi beğler bulunuyordu. XVIII: yüzyıla ait vesikalarda Kızıklar Pehlivanlular'ın başında bulunduğu Haremeyn uş-şerfeyn aşiretlerinden biri olarak zikredilmektedir. Bunlar Göçer-Kızıklar idi. Yine Kızıklar'dan bir kolunun XVII. Yüzyıl başlarında Orta-Anadolu'ya geldiği anlaşılmakta ise de, bunun akibeti hakkında şimdilik hiç bir bilgiye sahip değiliz.

XVI. yüzyılda Kızıklar'ın bir kolu da Dimeşk (Şam) bölgesinde yaşamakta idi. Kanuni devrinde bu Kızık kolu 66 vergi evi olarak gösterilmiştir.”

Mahmatlı adı taşıyan köy ve yerleşim yerlerinde kimi zaman başka adlarla da karşılaşmaktayız. Buna örnek olarak “Kürt Mihmatlı” oymağını gösterebiliriz. Bu oymak ve diğer “Kürt” ön adı almış Mahmatlı oymaklarının tamamı da Kızık Boyuna bağlı kollardandır. Sonraki yıllarda, inançları ve yerleşik konumu kabullenmemeleri üzerine Osmanlı ile araları bozulmuş, kıyıma uğramışlar ve kendilerini kurtarmak için, Osmanlı ile sorunu olmayan “Türkmen Ekradı” Kürt kabilelere karışarak Kürtçe konuşmaya başlamışlardır. Bu nedenle de günümüzde kendilerini Kürt olarak tanımlamaktadırlar. Tarihi kayıtlardan bu duruma ilişkin sayısız örnekler verilebilir. Bunların en bilinenleri, Sünnileşmiş Karakeçili Türkmenleri ile Alevi Koçgiri Türkmenleridir. Her iki grup da Türk olduklarının bilincindedirler. Ancak Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe de konuşmaktadırlar.

Bu duruma ilişkin ve konumuz olan Mahmatlı adıyla da ilgili olduğu için aşağıdaki örneği de verebiliriz.

“Kuşadası'ndaki Türkmen mahallesini kuranlar Bozulus Türkmenlerine mensup "Kürt Mihmatlu Oymağı"dır… Artvin, Yusufeli’nde Tünges köyündeki Kürt isimli mahallede Türkmenler oturmaktadır.”

“Tapu tahrir defterlerine göre, Şam ve Sivas yörelerinde yaşayan 1120 hanelik "Kürt Mehmedlü Cemaati", Dulkadirli Türkmenleri'ne bağlı olması.Elbistan'daki Yassıpınar yaylakları ile Diyarbakır'da yaşayan "Kürt Mehmedlü Cemaati" ise Bozulus Türkmenlerine mensupturlar…. Prof. Dr. Laszlo Rasonyı'nın "Tarihte Türklük" kitabında "Türk asıllı Kürt oymağı"derken, tarihi bir tesbitte bulunmuştur.” Aksaray’ın Köylerinden “Kürt Mahmatlı” cemaatinin de Bozulus Türkmenlerine mensup olduklarına bakınca, Prof. Dr. Laszlo Rasonyı'nın ne kadar haklı olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bunu konumuz ilerledikçe daha iyi anlayacağız.Çünkü, tarihte Mahmatlı, Mehmetlü, Mihmatlı olarak geçem bütün cemaatlerin Oğuzhan’ın Oğlu Yıldız Hanın Oğullarından Kızık beyin soyundan geldikleri bilinmektedir.

OSMANLI KAYITLARINDA MAHMATLI 16. yüzyılda Osmanlı tahrir Defterlerinde kayıtlı olan Kızık Boyuna bağlı Mihmadlu, Mahmudlu adlı köyler (cemaatler) aşağıdaki gibidir. Bu kayıtlarda Mihmadlu, Mahmudlu gibi adı geçenlerin tamamı günümüzde Mahmatlı, Mehmetli ve Mahmutlu adlarıyla anılan köyleri kurmuş olanlardır. 1-Mahmudlar (Kara Mahmudlar) cemaati. (Ada k.), Silfke n, İç-il livası, TD:387, s.275 2-Mahmudlar urbanı cemaati: Teke liv, TD:166, s. 577 3-Mahmudlar cemaati: Ulu-yörük taifesinden, Ankara liv, TD:438, s.405 4-Mahmudlar cemaati, Esb-keşan, Turgud kz, Konya liv, TD:387, s. 242, 244 5-Mahmudlar cemaati, Tire kz, Aydın liv, TD:166, s.375 6-Mahmudlar Yörükleri cemaati, Kengiri liv, TD:438, s.743 7-Mahmudlar Yörükleri cemaati, Saruhan liv, TD: 166, s. 338 8-Mahmudlu cemaati, Beğdili taifesi,, tabi-i Şefkat bey, halp liv, TD:493, s.870 9-Mihmad cemaati, Kütahya liv, TD:438, s.22 10-Mihmad cemaati, Teke liv, TD: 166, s.576 11-Mihmadlu cemaati, Ağcakoyunlu kabilesi, Boz-ok kz, Bozok liv, TD:998, s.592 12-Mihmadlu cemaati, Dinek kabilesi, Boz-ok kz, Bozok liv, TD:998, s. 635 13-Mihmad hacılu cemaati, Beğdili taifesi, tabi-i Şefkat bey, Halep liv, TD:493, s.865 14-Mihmadlu cemaati, tabi-i Kızık, Halep liv, TD:493, s.973 15-Mihmadlu cemaati, Eymir taifesi, Yörükan-i Mar’aş, Mar’aş liv, TD:998, s.457 16-Mihmadlu cemaati, Kara-öyük mz, Karamanlu-yi Dinek kabilesi, Keskün nah, Bozok liv, TD:998, s. 616

2007 yılı itibarıyla, Türkiye’de Mahmatlı adı taşıyan köylerin bulundukları yerler ise şöyle sıralanmaktadır. (Bunlar ulaşabildiklerimizdir. Ulaşamadıklarımız ve adları değiştirilenler bu listeye eklenecektir.)

İli İlçesi Köyü

1-Ankara Gölbaşı Mahmatlı 2-Ankara Gölbaşı Mahmatlı Bahçe 3-Samsun Vezirköprü Mahmatlı 4-Çorum Sungurlu Mahmatlı 5-Gümüşhane Kelkit Mahmatlı 6-Yozgat Sorgun Mahmatlı 7-Kırıkkale Merkez Yukarı Mahmatlı 8-Kırıkkale Merkez Aşağı Mahmatlı 9-Niğde Çamardı Mahmatlı 10-Aksaray ? Kürd Mahmatlı (Mihmadlu) 11-Kastamonu Taşköprü Bayramoğlu Mahmatlı Düz Yerleşimi

Türkiye ışındaki Mahmatlı köy adı taşıyan yerler: Yunanistan Selanik Drama Mahmatlı


Ankara’nın hemen güneyinden Karagedik Köyü ile başlayıp, Konya’ya kadar devam aralıklarla devam eden Kürt yerleşim birimlerinin tamamına yakını, Avşar, Beğdili, Bozulus Türkmenleri ile yine bir Türkmen Ekradı boyu olan Rişvan aşiretlerinin karışmasından meydana gelmişlerdir. Cihanbeğli ve civarındaki Kürt yerleşimleri ise doğrudan doğruya Türkmenlerdir. Bu bölgedeki Rişvanlı aşiretinin alt kollarının adlarından örnekler verecek olursak bunlar, Halikanlı, Ömeranlı, Terkanlı, Sevikanlı ve Nasırlı Aşiretleri olarak anılabilir. Bu bölgelerde sadece zorunlu iskan politikası nedeniyle yerleştirilenler değil, Ermeni saldırıları nedeniyle Van ve Erzurum civarlarından göç ederek gelen kollar da vardır.

Görüldüğü gibi Mahmatlı Köyünün tarihçesi kendi halinde kısa bir tarihçe değildir. Burada bizim anlatmaya çalıştığımız ise, gerçek durumun özetinin özeti dahi sayılmaz. Bu konu başlı başına bir araştırma konusu olup, tamamlanması halinde ciltler dolusu kitaplar ortaya çıkacaktır.

Ankara, Gölbaşı Mahmatlı Köyü (Büyükşehir Belediyesi sınırları içine alındıktan sonra Mahmatlı Mahallesi) yaklaşık 500 yıllık bir tarihe sahiptir. İlk kurucuları yukarıda da anlattığımız gibi Kızık boyuna bağlı Mahmatlı oymağıdır. Mevcut bilgilere göre köyümüzdeki en eski yerleşik aile Karaca’lardır. Bizim tanıyabildiğimiz en yaşlı Karaca rahmetli Hacı Ahmet Karaca idi. Şu anda evlatları ve torunları köyümüzde yaşamaktadırlar. Oğlu Ekrem Karaca, kızı Şükriye Kılıç (Karaca) hayattadır. Bu ailenin köyümüzdeki yerleşik en eski aile olduğunu anlamak için, köyün konumuna ve Karaca ailesinin topraklarının dağılımına bakmak yeterli olacaktır. Bugün köyün tam ortasında kalmış geniş bir arazi parçası, köyün Güney batısında mezarlığa bitişik geniş bir arazi parçası ve Pancarlı bölgesindeki geniş sulak arazilerin tamamı bu aileye aittir. Köy mezarlığında bulunan en eski mezar taşları da yine bu aileye aittir. (Sahibi bilinmeyenler hariç.)

Bu ailenin dışında köyümüzde yerleşen çok sayıda aile mevcuttur. Bunlarında önemli bir kısmı Gümüşhane ili Şiran ilçesinden, Erzurum ili Aşkale ilçesinden ve orta Anadolu’da çeşitli illerden gelmişlerdir. Bu konuda daha detaylı bilgi, www.mahmatlıkoyü.com. adresindeki “Köyümüzdeki Aileler” başlıklı yazımızda mevcuttur.

Kültür

GELENEK VE GÖRENEKLERİ

Orta Anadolu köylerinden çok farklı değildir. Düğünler, Bayramlar ve Cenazeler genellikle bir araya gelme nedenleridir. Tüm köy halkının sosyal içerikli işleri için kullanabileceği bir köy odası bulunmaktadır. Burada davetler, toplantılar ve yemekler tertiplenebilmektedir. Genellikle, camide okunan mevlitten sonra burada geçmişlerin hayrına yemek verilir. Bu yemekler genellikle evlerde hazırlanır ve köy odasına taşınarak servis yapılır. Burada hazır yer sofraları kullanılır. Köyün yaşlıları ve misafirler şark köşesi şeklinde düzenlenmiş salonda otururken, gençler hizmet eder.

CENAZE TÖRENLERİ Cenazelerde tüm köylü bir araya gelir. Tam bir dayanışma sergilenir. Cenazenin toprağa teslim edilmesinden sonra, köylü topluca cenaze evine giderek taziyede bulunur. Bu sırada ölü yakınları taziyeye gelenlere yemek verir. Eskiden bu gelenek tamamen tersine işlerdi. yani, köylü cenaze çıkan eve bir hafta boyunca yemek taşır, köyden ve dışardan gelenleri köylü ağırlardı. Bugün bu gelenek tamamen tersine işlemektedir. Köyde cenaze olduğunda, düğün, nişan vs. gibi eğlenceli toplantılar varsa, bunlar durdurulur. Cenazenin defnedildiğinin ertesi günü düğün sahibi aile, cenaze evine giderek ölünün ruhu için Kur'an okutur. Ve ölünün ailesinden düğün veya nişan törenine devam etmek için izin ister. Ancak ondan sonra düğün veya nişan törenine devam eder.

BAYRAMLAR Arafe günü, ikindi namazında bütün köy erkekleri camide toplanır. Mevlitler okunur, Kur'an okunur. Namazdan sonra topluca köy mezarlığına gidilir. Burada da Kur'an okunur ve mezar ziyaretleri yapılır. Eski yıllarda kadınlar mezarlık ziyaretine hiç gitmezken, şimdilerde, erkekler mezarların başına dağılınca kadınlarda mezarların başına gelirler. Bayramlarda ise bütün köy halkı (erkekler) Bayram namazında camide bir araya gelir. Kılınan Bayram namazından sonra cemaat hemen dağılmaz. Önce yaşlılar dışarı çıkar ve caminin önünde sıralanır. Her çıkan bu sıraya durarak yeni çıkanlarla bayramlaşır. Böylece bütün köy bayramlaşmış olur. Bundan sonra cemaat dağlır. Herkes evine gider ve eşiyle, çocuklarıyla, yakınlarıyla bayramlaşır. kahvaltıdan sonra ise komşularla ailece bayramlaşma faslı başlar. Bu arada, bayrmdn önce ölenlerin (ilk bayram ziyareti) evleri ziyaret edilerek Kur'an okunur, başsağlığı dilenir. Acıları paylaşılır. Bu usül Kurban Bayramında da aynı şekilde yürür. Bir tek farkla ki; bayramın birinci günü genellikle Kurban kesme işine ayrılır. Komşu ziyaretleri ikinci güne kalır. Kurban bayramında, yeni hısım olmuş ailelerden, erkek evi , boynuna altın bağlanmış süslü bir koçu, kurbanlık olarak başka hediyelerle birlikte kız evine götürür. Böylece iki aile arasında bir kaynaşma yaşanır.

DÜĞÜNLER Düğünler yazın meydanlarda, genellikle düğün sahibinin evine en yakın meydanda yapılır. Davul ve zurna düğünlerin vazgeçilmez çalgılarıdır. Bu arada Bağlamasız da düğün yapılmaz. Bunların yanısıra son yıllarda, kaset ve CD ortamından müzik yayını yapılmaya da başlanmıştır. Ancak, bu durum Davul-Zyrna ve bağlamanın yerini tutmaz. Bunlar mutlaka canlı müzik olarak çalınır. Halaylar davul-zurna eşliğinde çekilir. Mahalli oyunlar Bağlama eşliğiğnde oynanır. Düğünün temeli kız istemeyle atılır. Kız istemeye erkek tarafı yaşlılarıyla gider. Her şey önceden ayarlanmış olmasına rağmen, bu gelenek tekrarlanır. Erkek evi adına oraya gelen en yaşlı kişi, "Allah'ın emri peygamberin kavliyle, kızınız.......'i, oğlumuz .......'a itiyoruz der. Söz kesilir. Şerbetler içilir. (Artık maalesef kola içiliyor) Yüzükler taklır. Böylece iki genç sözlenmiş olur. Eskisi gibi "Başlık" dayatmaları kalmamıştır. İki aile birlikte çocuklarının mutlu geleceği için tüm imkanlarını seferber etmektedirler. Bu söz kesme genellikle aile arasında yapıldığı için, bu işi bütün komşulara duyurup meşrulaştırmak adına bir de Nişan töreni yapılır. Nişana bütün komşular çağrılır. Bu çağırma eskiden "okuntu" göndererek yapılırdı. "Okuntu" ya bir havlu, ya bir metre kumaş olurdu. Doğal olarak yakın akrabaların okuntuları da biraz ağır olurdu. Elbiselik kumaş vs. gibi. Tabi bu okuntuya göre de hediye gelirdi. Nişan törenlerinde önceleri davul-zurna yerine sadece bağlama çalınırdı. Ancak son zamanlarda nişan törenleri de düğün törenleri gibi kapsamlı yapılmaktadır. Nişandan sonra, bütün eksiği tamamlanan yeni ailenin bir araya gelmesi için düğün töreni yapılır. Düğünlere bütün köy, hısım akraba herkes çağrılır. Nişanda takı takamayanlar düğün töreninde takılarını takarlar. Gelinin çıkmasından önceki akşam, karşılıklı kınalar gönderilir. Kına, üzeri güzel ve renkli bir kumaşla örtülmüş bir tepsi içine ve başka hediyeler eşliğinde gönderilir. Aynı anda erkek evinde ve kız evinde kınalar yakılır. Ertesi gün ise erkek evinden gelen kalabalık bir grup (Bunlara "Hakçılar" denir.) evinden çıkan gelinin ailesiyle helallaşmasından sonra gelini alarak giderler. Aynı günün akşamı, gelinle damatın bir araya geldikleri geceye de "Gerdek gecesi" denir. Düğünden yaklaşık bir hafta kadar sonra ise, gelin ve damat, kız evine "el öpmeye" giderler. Bu ziyaretin anlamı; "Biz artık bir aileyiz" mesajını komşulara vermektir.

YEMEKLERKöyün en bilinen yemekleri, Tarhana çorbası, Bulgur pilavı, çeşitli turşular, kabak, domates, biber dolmaları, yaprak ve lahana sarmalarıdır. İçecek olarak genellikle ayran bulundurulur. tatlıarda ise yöresel en beğenilen tatlı "Höşmerim" tatlısıdır. Ayrıca, baklava açmak da gelenektir. Bayramlarda genellikle baklava açılır ve yaprak sarması yapılır.

Coğrafya

Ankara iline 50 km, Gölbaşı ilçesine 30 km uzaklıktadır. Köyün yerleşimi, çok geniş bir araziye sahip olması, topraklarının bereketli ve verimli olması bulunduğu coğrafyada önemini artırmıştır. Ayrıca, köyün arazileri içinde yer alan 12.000 dönümden fazla hazine arazisi mevcuttur. Bu araziler de köylülerin kullanımındadır. Son yıllarda susuzluk ve sürekli suni gübre kullanımı nedeniyle büyük verim düşüşleri yaşanmaktadır. Köyün konumu itibarıyla, atıklarını hiç bir ilave güç kullanmadan Kızılırmak yoluyla Karadeniz'e kadar gönderebiliyor olması nedeniyle, Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yar alacak ve 100.000 (yüz bin) nüfusu barındıracak Güney Kent projesine de ev sahipliği yapmaktadır. 2023 adlı Bu projenin 1/25.000'lik imar planları Büyükşehir Belediyesince onanmıştır. Bu konudaki detay bilgilere, Ankara Büyükşehir Belediyesi 1/25.000'lik Nazım İmar Planı içinden ulaşılabilir. Bu proje kapsamında köyü çevreleyen ve tarıma elverişli olmayan yaklaşı 4.000 dönümlük bir alan da "orman alanı" olarak ayrılmıştır. Köyün batısından Dingeç mevkiinden doğan ve sularını Tol çayı, Balaban deresi üzerinden Kızılırmak nehrine kadar ulaştırabilen Karaçay köyü batıdan ve kuzeyden kuşatarak köy topraklarını terkeder. Bu su kaynağı dışında, Kızılburun mevkiinde, Böğürçeşme mevkiinde, Dikilitaş mevkiinde, Köy içinde, Horhor dede mevkiinde, Hamam mevkiinde, Gömük Boğazı mevkiinde, Çarsoğlu mevkiinde, Dırmık mevkiinde , Tilki deliği mevkiinde akarsu kaynakları bulunmaktadır. Bu sulardan Hamam mevkiindeki su kaynağı, yaklaşık kırk yıldır Billur Kaynak Suyu adıyla Ankara'da pazarlanmaktadır. Köyün coğrafi yapısı içindeki en yüksek tepe, güneyindeki "Tekke tepesi"dir. Bu tepe adını, Demirli Dede adıyla bilinen Horasan ereninin burada tekke kurmuş olmasından almaktadır. tekkenin yıkıntıları tepede halen bellidir. Tekke tepesi dışındaki bir başka yükselti ise, Yeldeğirmeni tepesidir. Bu tepede ise bilindiği kadarıyla 200 yıl öncesine kadar yel değirmenleri kuruluymuş. Ancak bugün sadece değirmeninin kurulu olduğu alandaki yıkıntılardan başka bir şey yoktur.

İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000451
19972096

Köy nüfusu 1997 yılında yapılan sayımda 2096 kişi olarak tespit edilmiştir. Bu durum, köyden göç etmiş olan ailelerin tekrar köye dönmeye başlamalarının bir sonucudur. Çoğunluğu Ankara'da olmak üzere, değişik illere göç eden vatandaşlarımız, köyün geleceğinin belli olmasından sonra tekrar bir tersine göç süreci başlatmıştır. Ancak, köye belde olma hakkı tanınmayıp, kendinden ayrılarak yaklaşı 90-100 yıl önce kurulmuş olan Bezirhane Beldesi Belediyesine bağlandıkları için, sonraki yıllarda yapılan nüfus sayımlarına ilgi gösterilmemiştir. Kış aylarında nüfus 500'e kadar düşse de yazın köy nüfusu gerçek potansiyelini göstermekte ve 2.500'e kadar çıkmaktadır.

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde genellikle kuru tarım yapılmaktadır. Çoğunlukla arpa ve buğday ekilmektedir. Bunun yanısıra her aile, ihtiyaçlarını karşılayacak kadar da olsa sebze ekmektedir. Son yıllarda artan akaryakıt fiyatları, tohum ve gübrenin pahalılığı, bütün yurdu etkileyen kuraklık gibi nedenlerle tarımsal faaliyetler büyük ölçüde sekteye uğramıştır. Köylü, yetiştirdiği ürünü satarak yaptığı masrafları karşılayamaz duruma geldiği için, tarlalarını ya kiraya vermektedir, ya da tamamen boş bırakarak, devletin verdiği "Doğrudan Gelir desteği" parasıyla yetinmektedir.

Köyde mevcut bulunan çok sayıda kayısı ağacının, yaşlanma nedeniyle verimliliği azalmıştırr. Buna rağmen yıllık 20-25 ton civarında olan kayısı rekoltesi hiçbir ciddi girişime konu olmamakta, pazarlanamamakta ve çoğu ziyan olmaktadır. Bunun yanısra, emekli olduktan sonra köye geri dönen bazı vatandaşlar tarafından bağcılık canlandırılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu da şimdilik amatör bir çalışma boyutunu geçmemektedir. Bunların dışında, tersine göçün başlamasıyla, son yıllarda gözle görülür bir ağaçlandırma faaliyeti de başlamıştır.

Köyde hayvancılıkta eskisi kadar canlı değildir. Eskiden köyde 10-15 sürü koyun olduğu halde, şu anda sürü sayısı 2-3 kadardır. Üstelik de bu sürüler eski sürüler kadar büyük değildir. Eski sürülerde ortalama 500-600 koyun bulunurken ( Koyun sayısı 2.000'e varan sürüler de vardı) şimdiki sürülerin koyun sayısı 200-250 civarındadır. Bu da köydeki hayvancılığın ne kadar gerilediğini çok açık biçimde göstermektedir. Koyunculuk eskiden süt ve süt ürünleri ve de bunların yanısıra kuzu için yapılırken, şimdilerde sadece kuzu için yapılmaktadır. Çünkü, köylü ürettiği sütü layıkıyla değerlendirememektedir. Karaman cinsi koyunların Merinosa dönüştürülmesiyle, yapağının halk arasındaki kullanımı da azalmıştır. merinos yünü sadece sanayi yünü olareak değerlendirilmektedir. Bu nedenle sadece kuzu satışı için ve kendi süt-yoğurt-peynir ihtiyaçları için koyunculuk yapılmaktadır.

Aynı gerileme büyükbaş hayvancılıkta da yaşanmaktadır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

1992 -HULUSİ AKTAŞ
1996 -HULUSİ AKTAŞ
2000 -SATILMIŞ YILMAZ
2004 -SATILMIŞ YILMAZ
  MUHTAR SATILMIŞ YILMAZ HALEN BU GÖREVİ SÜRDÜRMEKTEDİR.

Altyapı bilgileri

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

KAYNAK:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mahmatl%C4%B1,_G%C3%B6lba%C5%9F%C4%B1
                        http://www.mahmatlikoyu.com/

Yorum (1) Yorum yaz!

Günlük Burç
TV'de Bugün
sitene ekle
evden eve nakliyatevden eve nakliyat toplistsite ekle- Chat - sohbet Toplist Alemsiz Toplist - Siteni Ekle Sende KAZAN PR4 Toplist Alemsiz.Comcet - chat toplisttoplist Toplist toplist Arama Motoru Toplist
Toplist, Link Değişimi, adult, Porno, netlog, hikaye, Otel evden eve nakliyatevden eve nakliyat Toplist Evcil Toplist toplist TopList.BizimOrtam.Net - Kaliteli Siteler, Toplist, Site Ekle, Hit Kazan, Pr Arttir, Pagerank Arttir, Link Ekle, Tekil Hit, Cogul Hit, Url Ekle, Link Degisimi, Pr Degisimi, Pagerank Degisimi, Arama Motoru, Yeni Siteler, Mp3 Müzik Siteleri, Oyun Siteleri
Zirve100 En iyi
a> View my Guestbook
Free Guestbooks by Bravenet.com